ARAKAN İÇİN EN ÇOK DERTLENEN LİDER ERDOĞAN 01.10.2017

Myanmar ve Bangladeş arasında sıkışmış bir vaziyette yaşayan Rohingya Müslümanları, uzun yıllardır yaşam mücadelesi vermektedir. Askeri yönetim altındayken, 1982‘de Myanmar’da kabul edilen yasayla “devletsiz” hale getirilen Arakanlıların sorunları, bugüne daha da artarak gelmiştir. Mevcut durumda her türlü yasal, ekonomik sosyal ve siyasi haklardan mahrum bir halk bulunmaktadır.

SETA –Kriter Dergisi Ekim 2017

Arakan'da nasıl bir dramla karşılaştınız? Türkiye’den Arakan’a yönelik yardım faaliyetleri nasıl organize ediliyor?

Myanmar ve Bangladeş arasında sıkışmış bir vaziyette yaşayan Rohingya Müslümanları, uzun yıllardır yaşam mücadelesi vermektedir. Askeri yönetim altındayken, 1982‘de Myanmar’da kabul edilen yasayla “devletsiz” hale getirilen Arakanlıların sorunları, bugüne daha da artarak gelmiştir. Mevcut durumda her türlü yasal, ekonomik sosyal ve siyasi haklardan mahrum bir halk bulunmaktadır.

Aslında sorunların temeli, sömürgecilik dönemine uzanmaktadır. 20. yüzyılda görünürde sömürgecilik sona ermiş olsa da, büyük güçler zengin doğalgaz ve petrol kaynaklarına sahip bu topraklardan çekilirken halkın arasına düşmanlık tohumu ekerek, fiziki sömürgecilik yerine “uzaktan kontrollü” bir denetim getirmeye çalışmıştır. Askeri idareyle birlikte, 1940’larda küçük şiddet olaylarıyla Arakanlı Müslümanlara yönelik başlayan gerilim –bugün de yaşandığı gibi- zaman zaman neredeyse “etnik ve inanç temelli katliam” boyutuna ulaşmıştır.

25 Ağustos’ta da maalesef bir takım sözde dini?!terör gruplarının karakol saldırılarına misilleme olarak, Arakan’da sivillere yönelik orantısız, şiddet ağırlıklı militarist müdahaleler yeniden başlamıştır. Geçmişte görülmemiş boyutta, Arakanlılar kendi yurtlarından göç etmek zorunda bırakılmış ve son 1 ayda 440 bine yakın kişinin Bangladeş sınırındaki kamplara sığındığı ifade edilmektedir. Son aldığımız rakamlara göre ise Bangladeş’te 16 yerleşkede bulunan Arakanlıların sayısının 650 bine ulaştığı belirtilmektedir.

Kamplara gelen ve gelmeye çalışan Arakanlılar korku ve belirsizlik arasında tarifi zor acılar yaşamaktadır. Kaçamayanların evlerini terk edip dağlık bölgelere sığınması, Naf Nehrini geçmenin zorluğu, günlerce süren yürüyüşler ve açlık yanında Arakanlılar bir de Bangladeş kıyısına çıkmak için kriz fırsatçıları ile mücadele etmektedir. Hiçbir güvenlik önleminin bulunmadığı sandal benzeri araçları temin için ellerindeki hayvanları ve küçük eşyaları yok pahasına satmaktadır. Yolculuk sırasında ölümler ve sıhhi olmayan koşullarda bebek doğumları da yaşanmaktadır.

Bölgeye gittiğiniz zaman yaşanan dramları daha yakinen görüyor, hissediyor ve aslında bu insani krizin dünyanın yeterince gündeminde olmadığını fark ediyorsunuz. Son 3 yıldır milli gelire oranla insani yardımlarda “dünyanın en cömert ülkesi” olan ve dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkemiz, kendinden yaklaşık 11.000 km uzakta olmasına rağmen, Arakan’daki krize etkili bir şekilde sesini yükselten ve müdahale eden ilk ülke olmuştur.

Ziyaretimiz ile yaşanan bu insani krizi yerinde görmek ve oradaki insanlara ‘gerçekten’ dokunmak bize şunu gösterdi: Pek çok uluslararası yardım kuruluşunun farklı ajandalar ile Myanmar’a gitmesi ülke yönetimine güven vermiyor. Myanmar sivil Hükümeti sorunun çözümü için hareket etmek istiyor ama burada; uluslararası anlamda yapıcı role sahip ülkelerin işbirliğini önemsiyor. Bu anlamda, Sayın Cumhurbaşkanımızın Myanmar Lideri Suu Kyi ile görüşmesi sonrası, bölgede yardım için izin verilen ilk kuruluşun TİKA olması güvenin önemli bir yansımasıdır.

Arakan krizinde de Sayın Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde Türkiye, krize güçlü bir şekilde reaksiyon göstermiştir. İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı sıfatı ile Cumhurbaşkanımız, ilk günden itibaren 30’a yakın devlet lideri ve Myanmar Hükümeti Lideri Aung San Suu Kyi ile görüştü. Cumhurbaşkanımız, Arakan için en fazla dertlenen lider diyebiliriz. Pek çok lider gündemine almazken, Cumhurbaşkanımız konuyu, geçtiğimiz günlerde ABD’de gerçekleşen BM Zirvesi’ne de taşımıştır.

Cumhurbaşkanımızın Eşi Sayın Emine Erdoğan ve beraberindeki heyetimiz ile 7 Eylül 2017 tarihinde Bangladeş Cox Bazaar’da bulunan Mülteci Kampı’na gerçekleştirdiğimiz ziyaret ile ilk etap yardımlarımızı ulaştırdık. Kutupalong kampında ortalama 15 bin, Balukhali kampında ise 6 bin olmak üzere günde en az 20 bin kişiye yemek ulaştırıyoruz. Yeni kurulacak olan kazanlar ile bu sayıyı günde 30.000 kişiye çıkartmak için çalışmalarımız devam ediyor.

Önümüzdeki kış mevsimi için battaniye ve giyim ihtiyaçlarını karşılamayı planlıyoruz. Kamptaki sığınmacıların %80’i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Özellikle sayıları 1000’in üzerinde olan yetim çocuğa barınma, beslenme, kıyafet, eğitim imkânı sağlamak öncelikli planlarımız arasında. Su sıkıntısının yaşanmaması için çok sayıda su kuyusu açılması ve mobil sağlık merkezleri kurulması için de çalışmalar başlatıldı.

Myanmar resmi makamları ile görüşmeler hala devam ediyor. Gerektiği izinler çıktığı takdirde Myanmar’da da planladığımız faaliyetlerimizi yürütmek istiyoruz. İlk olarak, bölgede yayılan salgın hastalıklarla mücadele için bir sağlık programı başlatmayı planlıyoruz. Bu kapsamda, gezici klinik temin edilmesi, doktor ve sağlık ekipleri aracılığıyla sağlık taramalarının gerçekleştirilmesi planlanıyor. Ayrıca izinler alınması durumunda, evleri yanan ve bölgede hayata tutunma mücadelesi veren köylerde barınaklar yapılmasını da planlıyoruz.