DÜNYA SİYASETİNİN YENİ MOTTOSU: “ÖNCE CAN, SONRA CANAN” 15.01.2026
DÜNYA SİYASETİNİN YENİ MOTTOSU: “ÖNCE CAN, SONRA CANAN”
Avrupa kaotik ve telaşlı halleri arasında kendine rota belirlemeye çalışırken, o eski günlerdekiler gibi iş çıkartabilecek usta siyasetçilerin, devletlerin bünyesinde kalıp kalmadığı meçhul. Ülkeler kendi krizlerini ayrı ayrı yaşarlarken en ihtiyaç duyacakları kurmay kadrolarını oyuna dahil edebilecekler mi? Bu dönemde bu tür konular test edilecek. Dünyanın 2 kez büyük savaşa girmesine neden olan Avrupa’nın “Büyük Abinin” kurmakta olduğu yeni düzene ayak uydurabilmesi için tecrübeli devlet adamlarını bu dönemde meydana çıkarabilecek mi? Hep birlikte göreceğiz.
Yorumların, analizlerin havada uçuştuğu, dünyanın dört bir köşesinde herkesin komplo teorileri ürettiği bir dönemde şu bakış açısı önemli; “Aptallık (saçmalık) ihtimalini daima komplo iddialarına karşı tercih etmeli. Aptallıklar yaygındır. Komplolar ise özgün bir beceri gerektirir" demiş Michel Rocard. (Mittarand’ın eski Sosyalist Genel Sekreteri ve kabinesindeki Başbakanı/ Bakanı).
Çok okumak, düşünmek, tartışmak, analiz etmek… bunlar güzel işler. Ancak, hakikate ulaşmak için yeterli değil, hatta çoğaldıkça karar süreçlerine zarar bile verebiliyor, kakofoni oluşturuyor.
Devletlerin idaresinde sorumluluklar üstlenmiş tüm kadroların soğukkanlı ve dingin akılla meselelere yaklaşmaktan başka seçeneği yok artık. Bağırış çağırış, telaş içinde koşuşturmalar içinde doğru rotaları bulmak kolay değil. Her devletin can havli ile en evvel kendi ekonomisini, güvenliğini, askeri, siyasi veya coğrafi üstünlüğünü muhafaza etmeye çalıştığı bir düzende; en az hasarla yola devam etmek gerekiyor. Bunun için de tüm ülkelerin buldukça zeka ve tecrübelerinin yanısıra, soğukkanlı ve bilge insanları etraflarında toplaması ihtiyacı daha da artmıştır.
Güçlü sezgilerine, binbir çeşit filitre mekanizmalarından geçirdikten sonra tane tane dökülen fikirlerine, dediklerine kulak vermek icap ediyor. Hangi meşrepten, hangi memleketen olduğuna bakılmaksızın antikacı pazarında değerli bulunan parçalar misali önce büyük devletler, sonra da artarsa diğerleri teker teker toplamaya devam edecekler. O eski düzende yetişmiş yaşlı kurtlarlar; Sovyetlerin, Çin’in, Amerika’nın, Avrupa’nın siyaset ve diplomasideki “pir olmuşları” birer birer sistemden çekilmişlerdi. Kalan son kırıntılar ile yeni dijital destekli, yapay+gerçek zekalar ile dünyamız nerelere doğru evrilecek? İnşallah hep birlikte göreceğiz.
“Önce Can, Sonra Canan” felsefesini tüm devletler sıkı sıkıya uygularken, Türkiye’nin yükleri diğerlerine göre çok daha ağır. Çünkü bizim “Önce Can” olarak nitelediğimiz alan, Türkiye’den çok daha büyük. Başta Türk Dünyası olmak üzere Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu, Afrika, Asya derken milyonlarca “Can” ile beraber meselelere yaklaşmamız icap ediyor. Her birinin kazanımları, sınırları ve gelecek nesillerinin selametini korumak için çok daha fazla dengelerin hesabını yapmamız gerekiyor. Bundan dolayıdır ki devletimiz tüm meselelere vaziyet etme kabiliyetini sahip olduğu güçlü liderine, kurmaylarına ve kamu/sivil tüm insan kaynaklarına dayanarak başarabildiğini her vesile ile ortaya koymaktadır. Türkiye’nin her alandaki yetenek, güç ve tecrübesi tüm rakiplerine fark atmasını sağlıyor, üstünlük oluşturuyor.
Son çeyrekte ülkemiz siyasi, bürokratik, akademik ve diplomatik kadroları ile tüm kıtaların dertleri ile dertlenen çok güçlü ve başarılı genç bir kuşağı da sessizce yetiştirtirmiş oldu (30-50 yaş arası). Dünyada İhtiyaç duyanların bir daha duyması için de buraya da yazmış olduk.
Bulunduğumuz coğrafyanın şartları gayretkeş ve berrak bir akılla, sakinlikle yani bir “sekine” ortamını oluşturmayı gerektiriyor.
Arap dünyasında (hatta bizde de) kullanılan ifade ile; “Bi Sekine!”; Sakin! İngilizce’de kullanılan tabirle:
“Take it Easy ! ” yani sakinlikle işlerimize odaklanmamız icap ediyor…